top of page

İNSAN OLMA YOLUNDA

Güncelleme tarihi: 3 Oca

Profesyonel sporun sadece para için veya para hedefiyle çıkılabilecek bir yolculuk olduğuna inanmıyorum. Çok küçük yaşta, henüz para ile ilişkisini bile tam kuramadığımız zamanlarda başlayan bir adanmışlık hali var. O nedenle tutkunun asıl peşinden sürükleyici güç olduğunu gördüm.

Öyle garip bir tutku ki oyuna olan sevginden gelir ve sen; topun kokusunu, topa vurunca avuç içindeki hissi, pas atarken parmaklarının topa temasını, sahada hareket eden ayakkabıların tabanından çıkan sesi, bloğun zamanlamasını, aldığın manşete yön vermeyi, kısaca oyunla ilgili her şeyi sevmeye başlarsın.

Herhangi bir spor salonunun önünden geçsen, kapılar kapalı bile olsa sesleri biraz dikkatli dinlersen içeride voleybol oynandığını fark edebilir hale gelirsin. Yaptığın defansın coşkusunu o topla hiç temas etmemiş birisine anlatmanın imkanı yoktur bazen. Binlerce kez tekrar ettiğin servisin maçta sayıya dönüşmesiyle yaşadığın sevinci, sadece seni o tekrarları yaparken gören takım arkadaşların ve antrenörlerin anlayabilirler. Zamanlamayı yakalamak için ancak gözünün içine bakarak iletişim kurarsan anlaşabilirsin bir arkadaşınla ve sonra görünmez bir bağ örülmeye başlar aranızda.

İşte böylece tutkun yeteneğini keşfetmen için seni iter, yeteneğin aldığın keyfin artmasını destekler, keyif arttıkça bağlılığın artar, hem oyuna hem de takımdaşlığa. Oyuna olan sevgindir hepsine sebep olan aslında ve oyunla ilgili sevdiğin şeyler o kadar çok birikir ki her zaman içinde olmaya çabalarsın.

Aynı dili konuşabildiğin, iletişim kurarken açıklama yapmana gerek kalmadan seni anlayan insanlarla çevrelenmeye başlarsın. Tıpkı kabilen gibi olurlar.

Eğer izin verirsen oyun daha iyi bir insan olman için de sana yardım eder. Çünkü oyunun içinde de hayat dersleri vardır; iletişim, paylaşım, destek, liderlik, bencil olmama ve yardım etme gibi. Oyunculuğun büyüdükçe bunlardan uzaklaşmak yerine insanoğlu olarak onlara ne kadar da çok ihtiyacın olduğunu fark ettiğin değerler ve bağlar kurulur. Hem içindeki inşaat büyür insan olmaya dair, hem de dışındakilerle arandaki bağlar.

Hep gül bahçesi vaat etmeyen bu yolculukta zorlanmalar, acılar, şanssızlıklar da olur. Tıpkı hayat gibi. Sonra dönüp bakarsan anlarsın her engel sana sebat etmek, yaratıcı olmak, büyümek, gelişmek ve anlamak gibi hediyeler bırakıp gitmiştir. İçinden geçerken bunları hatırlamanın zor olduğu yaşanmışlıklardır hepsi ve seni sen yapan yola katkı sağlamışlardır. Farkındaysan bunların eğer insanlığının da büyümesine yardım ederler.

Bazı kaybedilen maçlar olur ve hayattaki gibi başarısızlık yoktur aslında, sadece aksilikler vardır. Yolculuk devam ettiği sürece onlardan alınacak derslerle ilerleme sürer. Kendi üzerinde çalışırsan ancak, duyguların tarafından kontrol edilmek yerine onları kabul edip, onlara alan tutup ve sonra onlarla ne yapmak istediğine bilgece karar verebilirsin. Fırtınanın ortasındaki sakin yere ulaşmayı kendi üzerinde çalışarak bulabildiysen işin kolaydır.

Voleybol kendini ifade etmek için kullanacağın bir araç bile olabilir. Bu topraklardaki kız veya erkek çocuklarının yaşadığı sayısız şanssızlığı düşündüğümüzde spor inanılmaz bir fırsattır. Konu rakiple ilgili değildir artık, sadece kendinle ve üstesinden geldiğin zorlukların oyun kanalıyla açığa çıkarmasıdır. Anlamını bulan bir yaşam gibi.
Sevgilerimle,
Zeynep Seda Uslu
0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Yeni yıl yaklaşırken, hala nasıl 2023 senesine ulaştığımızı anlamasam da, geçmiş senenin iyi giden yönlerini ve geliştirilebilecek taraflarını yazarak bakmak benim içime iyi geliyor. Hatta bu çalışmay

14-18 Eylül tarihlerinde Muğla Yenice Vadi’de 42 katılımcının olduğu sessizlik inzivasında David Cornwell ve Banu Çeçen’in asistanlarından biri olarak yer aldım. Sessizliği uzunca bir süre deneyimleme

Sevgili Başarı, Senle kurduğum kişisel ilişkim üzerinden sana bu mektubu yazıyorum. Senin kadar soyut bir kavrama yüklenen anlamlar ve değerler o kadar fazla ki, varlığın birçok açıdan güzel bir deney

bottom of page